Ölüm ve kayıplar, ebeveynlerin çocuklara anlatmakta en çok zorlandığı konulardandır.
Neler anlatılmalı? Ne kadar detay verilmeli? Bu durumdan nasıl etkilendi? Bir destek almamız gerekir mi? Fotoğrafta da gördüğünüz Agnes’in Yaşayan Piramit’i için denir ki: bitkiler filizlenecek, çiçek açacak, bazıları tohuma kaçacak, bazıları ölecek. Yaşamın hiyerarşik sosyal düzenine ve biyolojik döngüsüne vurgu yapan bu eser, yaşamın kendisinin bir temsili haline gelir.
Okul öncesi dönemde ölüm ile ilgili sorular ortaya çıkmaya başlar. Ölüm kavramı bir çiçeğin solmasından, bir hayvanın ölümünden, kitaplardaki hikayelerden, televizyonlardan görülüp duyulan birçok parçadan dolayı ilgi çekmeye başlar. Öncelikle ölüm kavramı konuşulmasa bile; çocukların bir başlangıç, süreç ve bir son döngüsüne dair farkındalığını arttırmak mümkündür. Açan ve solan tabiat, gece ve gündüz, büyümek ve yaşlanmak, hastalanmak/yaralanmak ve iyileşmek gibi deneyimleri yaşarken betimlemek önemlidir. Bu sayede çocuklar yaşamın işleyişine dair bir bakış açısı geliştireceklerdir. Çocukların ölüm hakkında sordukları sorular, ne kadar öğrenmeye hazır olduklarını bize gösterecektir. Sorularını cevaplandırmak ve derin açıklamalardan kaçınarak kafa karışıklığına sebep olmamak önemlidir. Ölüm hakkında soru sormaya başlayan çocuğun merak, korku, kaygı vb. duygularını ayırt etmek gerekir. Yaşamın sınırlarına dair merak doğal bir süreç iken, bu sürecin kaygı ve korku içermesi çocuğun soyut kavramlar arasında güvensiz bir alanda sıkışması anlamına gelebilir. İçinde bulunduğu alanda güvende olduğunu hissettirecek açıklamalarla merakı giderilmelidir. Merak kaynaklı soruların dışında gerçek bir kayıp yaşayan çocuğun olayı anlamlandırmasına yardımcı olmalı, duygusu takip edilmelidir. Aileden birinin ölümü, evcil hayvanın ölümü, ani kayıplar (kazalar, doğal afetler) çocukları doğrudan etkileyen konulardır. Çocukların bağırarak ağlama ve feryatların, ağır fiziksel yıkımların görüldüğü kaza ya da cenaze ortamlarında bulunmamaları gerekir. Ölen kişi artık fiziksel olarak yanında olamayacaktır. Çocuk ona ait eşyaları ve anlamlı bulduğu materyalleri ilk aşamada eğer isterse saklayabilir. O kişinin yanında olmayışını daha çok hissettiği bazı anlarda ağlamak isteyebilir, bu doğaldır, izin verilmelidir.
Çocuklar duygularınızdaki değişimleri ince bir uzmanlıkla takip edebildiği için, gizlemeye çalıştığınız üzüntünüzü fark ederek daha çok kaygılanabilir. Bu nedenle ölümü konuşmaktan kaçınmak bir seçenek değildir. Aynı zamanda çocuğu kayıpla zamansız yüzleştirmek ve hızlıca kaybı telafi etme çabası da uygun değildir. Yetişkinler kendi duygularının da farkına vararak çocuklara dürüst fakat ölçülü davranmalıdır.
Çocuğun kayıp ile başetmekte zorlandığını gösterebilecek belirtiler:
- Öncesinden çok daha sakin ya da olmadığı kadar hareketli olması,
- Güvenli alanından ve buradaki kişilerden ayrılmakta zorlanmak, aşırı kaygı/huzursuzluk
- Dikkat ile ilgili zorluklar
- Yeme alışkanlıklarında değişim – az ya da abartılı yeme
- Uykuda bozulma
- Alt ıslatma
Bu belirtiler fark edildiğinde bir uzmandan destek alınarak sürecin yönetilmesi daha uygun olacaktır.


