Çocuklar için oyun hayatlarının önemli bir parçasıdır ve oyun onlar için bir geliştiricidir. Çocuklar ilk oyun oynamaya başladıkları andan itibaren belirli oyun ve oyuncaklar ile ilgili tercihler yapmaya başlarlar. İki yaşına kadar çoğunlukla hareket odaklı ve sembolik düşünmesini destekleyen oyuncakları tercih ederler. İki ve üç yaş civarında çocuğun zihinsel gelişimi arttıkça bu tarz oyuncaklar yerini hayali oyunlara bırakır. Hayali oyunlar çocuğun çevresinde gözlemlediklerini ve gün içerisinde yaşadıklarını taklit etmesiyle başlar. Bu sembolik oyunlarda rutinler üzerinden ilerleyerek oyuncak bebeğe mama yedirme, telefonla konuşma, tarağı mikrofon yapma gibi taklitler ön planda olur. Soyut oyunlar ile beraber zamanla “hayali arkadaş” kavramı de çocuğun ve sizin hayatınıza dahil olabilir. Hayali arkadaş bazen görünmeyen, bilinmeyen formda olan bazen ise bir insan ya da hayvan formunda canlandırılır çocuk tarafından. Yapılan araştırmalarda görünmez arkadaşların genellikle sosyal ve arkadaş canlısı, ilişkileri besleyici yapıda olduğu olduğu görülmüştür. Bu sebeple hayali arkadaşlar çocuğun ilişki kurmaya ihtiyacı olduğu noktada oldukça geliştirici bir role sahiptir.
Seiffge- Kenke’nin yaptığı araştırmada hayali arkadaşa sahip olan çocukların bu dört alanda olası bir durum olabileceğini öne sürmüşlerdir. Yeteneklilik hipotezi, eksiklik hipotezi, narsisizm hipotezi ve dürtü kontrol hipotezi.
• Yeteneklilik hipotezi, hayali arkadaşları olan çocukların yaratıcılık düzeyinin, diğer çocuklara göre daha yüksek olduğunu öne sürmektedir.
• Eksiklik hipotezi, bu hayali oyun arkadaşlarının çocukların yalnızlık veya ihmal hislerini gidermeye yardımcı olabileceğini savunmaktadır.
• Narsizm hipotezi, hayali arkadaşları olan çocukların, çeşitli narsistik travmalar sonucu erken çocukluk dönemindeki benmerkezciliklerini bırakmakta isteksiz olduklarını belirtmektedir.
• Dürtü kontrolü hipotezi ise, çocukların bağımsızlık ve öz düzenleme süreçlerinde ego desteği sağlamak amacıyla hayali arkadaşlarına başvurduklarını ileri sürmektedir.
Singer’ın yaptığı araştırmada, cinsiyetler arasında belirgin bir fark gözlemlenmiştir. Bu çalışmaya göre, erkeklerin kızlara göre daha sık hayvan arkadaşları bulunurken, kızlar insan taklidi oyun arkadaşlarına daha fazla yönelmektedir. Ayrıca, kızların karşı cinsten hayali arkadaş edinme olasılığı da erkeklerden daha yüksektir. Araştırma bulguları, kızların %42’sinin karşı cinsten hayali arkadaşa sahip olduğunu, erkeklerde ise bu oranın yalnızca %13 olduğunu göstermektedir. Literatürdeki çalışmalar, hayali bir arkadaşın çocuğa ustalık ve yeterlilik gerektiren konularla başa çıkmasında önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu araştırmalar, hayali arkadaşların çocukların yetersizlik duygularını aşmalarına veya telafi etmelerine psikolojik destek sağladığını öne sürmektedir. Erken çocukluk döneminde oyun, çocuğun gelişimi için kritik bir öneme sahiptir. Oyun, sadece birden fazla partnerle sınırlı değildir; hayal gücü, sosyal oyun deneyimlerinin birçok faydasını sunan bir bağlam oluşturur. Bu noktada hayali arkadaşlar, çocuğun gelişiminde önemli bir rol üstlenir. Bazı durumlarda, hayali arkadaşlar belirli özellikleriyle gerçek arkadaşlardan daha destekleyici olabilmektedir. Bu durum, hayali arkadaşların çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendirilebilmesinden kaynaklanmaktadır. Çocuk, bu oyunlar aracılığıyla sosyal deneyimler yaratarak yeterlilik duygusunu geliştirmektedir.
Hayali arkadaşlar, gerçek sosyal rolleri tanıma ve sosyal hiyerarşiyi keşfetme fırsatı sunmakta ve olumsuz duyguları hayali ilişkilere yönlendirmek için bir araç görevi görmektedir. Özetle, yeterli bilişsel becerilere sahip bir çocuk için sosyal oyun oynamak adına gerçek bir partnerin varlığı şart değildir. Ayrıca, hayali arkadaşlarla oynama deneyiminin çocukların sosyal ilişkilerini ve benlik gelişimlerini olumlu yönde etkilediği söylenebilir.

